• Advert Advert Advert Advert Advert Advert Advert Advert
ÇOCUĞUM BİLGİSAYAR BAĞIMLISIMI?
Erdinc Üstündag

Erdinc Üstündag

ÇOCUĞUM BİLGİSAYAR BAĞIMLISIMI?

28 Eylül 2016 - 10:51

Bilgisayar, son yüzyılın en büyük girişim,değişim, gelişim süreçlerinin tümünü hareketleyen ve kendi içinde barındıran bir fonksiyon almıştır.
Özellikle son zamanlarda toplumda insanların birbirinden korkması,caddede gezmenin bile tehlikeli olması gibi sosyal nedenler bizi nerdeyse eve hapsetmiştir.
Bunun yanında artık internet üzerinde her türlü ( su,elektrik,telefon, kredi kartı,alım - satım, arkadaşlık, evlilik,iş bulma vs.....) işlemin yapılması bizi bilgisayarın başında adeta bağımlı hale getirmiştir.
Bunun yanında çocukların ilgilerine hitap eden şiddet ve hırs nitelikli oyunların da olması erişkinlerin olduğu kadar parmaklarını kullanmaya başlayan çocukları bile bağımlı hale getirmiştir.
Peki bilgisayarın bize ne gibi psiko-sosyal etkileri olabilir.
*Bir defa öncelikle sosyal hayatımızın azalması ve iletişimin minimize edilmesi kaçınılmazıdır. Bilgisayar kullanıcılarının çoğu, bilgisayar başında iken evde,dışarı da veya kendisiyle ilgili olan konulara ilgi duymazlar. İçine kapanan bu kişiler,ASOSYAL denilen sorunlarla baş başa kalıp bu kişilik sorununu farkında olmadan yaşarlar.
bağımlı kişinin özellikleri;
*giderek artan bilgisayar kullanımı
*bilgisayar kullanma da kendini kontrol edememe,
*sorunlardan kaçmak için bilgisayar düğmesini kurtuluş gibi görme,
*bilgisayar olmadığı zaman kendini gergin ve huzursuz hissetme, gibi .
Genelde yapılan araştırmalarda,sosyal iletişimi az, kendini yeterince kanıtlayamamış,kendini ifade edemeyen kişilerin internet veya bilgisayar bağımlılığı daha yüksek olup,bağımlılığa daha meyilli oldukları da söylenebilir.
Bunun yanında kişisel sorunlar, depresyon, dışlanma,haksızlığa uğrama,kendini değersiz hissetme gibi düşünce ve benlik algıları da bağımlılığa neden olmaktadır.
Bunun yanında kişiler bazen, gerçekte alamadıkları ilgi,sevgi,saygıyı sanalda alarak kendilerini avutup benlik saygınlıklarını korumaya çalışmaktadırlar.
Her ne kadar sanal iletişim sosyalleştirip, iletişimi arttırır görünse de gerçek de ise gerçek hayattan uzaklaştırma, gerçek hayata ayrılan zamanın en aza indirilmesine neden olup, asosyal yapmaktadır.
Yine, internet ve bilgisayar bağımlılığı incelendiğinde, kişi eğer varolan kimliğinden,ve sosyal-ekonomik konumundan memnun değilse olanı değil olması gerekeni (ideali) sanalda veya oyunlarda bulabiliyor. çok güçlü bir savaşcı, çok zengin biri, uzun boylu biri,s aygın biri gibi rollere girerek idealindeki kişiye yakınlaşarak kendini daha değerli ve önemli hisseder. Bu durum onun hayal aleminde yaşaması gibi bir şey olup, bilgisayar başına her oturduğunda gerçek kimliğini bulduğunu sanar.
Fakat sonuçta; kişilerde sanrısal bozukluk veya ileride şizofren veya paranoyak bozuklukların ortaya çıkması ise kaçınılmazdır..
Özellikle tespitlerimde ,internet kullananların çoğunluğunun sohbet odalarına daha sık girdiklerini gördüm. Bunun nedeni aslında kişinin koşulsuz kabul arayışıdır. Çünkü çevresi eğer bireyi hep eleştirip,kendilerine göre görmek isterlerse birey gerçek çevreden kaçar, kendisini koşulsuz kabul eden,sanal çevreye yönelir.
Peki neler yapmalıyız?
* İnternet ve oyun ortamının gerçek bir sanal olduğunu kabul etmeliyiz.
*Sohbet odalarının aslında bazen bir maskeli balo olabileceğini düşünerek, güvenmek açısından dikkatli olmalıyız.
*Çocuklarımızın oynadığı oyunları,girdikleri siteleri bilmemiz ve onlara önleyici bilgiler vererek zarar görmelerini engellemeliyiz.
*İnternet ve oyuna yönelmemek için farklı uğraşlar bulmalıyız. kitap okumak, spor yapmak,ev işleri ,arkadaşla beraber olmak, müzik dinlemek vs... gibi..
*Çocukların temel görevlerini bitirmeden bilgisayar başına oturmalarına izin vermeyiniz.
*Çocukların günlük kullanımı en fazla 1 saat olmalıdır.

Son Yazılar